hile, aldatma; deyim olarak, bir şeyi olduğunda başka göstermek şeklinde yorumlanır. Böylece o şeye kendisinde olmayan bir özellik verilerek karşı tarafın ilgisini çekmesi ve sözleşmeyi imzalaması sağlanmış olur.
israf; sözlükte israf edercesine mal harcamak anlamına gelir.İbniTeymiye, “tebzîr” i, din ya da dünya için faydalı olmayan yere malı sarfetmek şeklinde tarif ederek şöyle der: “Tebzîr bazen miktar bakımından söz konusu olur ki, hak sahibine hakkındanhakkından fazla mal vermektir. Bu fazlalık ise onların kifayet miktarının üstünde harcamalarına sebep olur. Böylece ihtiyaç ve hak sahipleri aleyhine gelir dağılımında bazı sapma ve bozukluklar meydana gelir. Bazen de tebzîr işin aslında meydana gelir. Bu da mesela haram menfaatlere mal harcamak şeklinde ortaya çıkar.”
ayıbı gizleme, ayıbı örtme. Eşyada gizli bir ayıbın olması ve satıcının bunu müşteriye bildirmeyerek gizlemesidir.
narh; sözlükte bir şey hakkında onu belirleyen bir fiyat biçmektir. Yani onun değerini aşmayan belli bir fiyat. Terim olarak ise, devlet reisinin bazı ihtiyaç maddeleri üzerindeki fiyatları tahdit etmesi, sınırlandırması ve eşya sahiplerini bu fiyatlardan satmaya mecbur etmesi demektir. Söz konusu maddelerin eşya ya da haklardan olması arasında fark yoktur.
veresiye alıp zararına satmak; deyim olarak bu kelime, sadece Hanbeli alimleri tarafından kullanılmış ve bununla da, bir kimsenin veresiye mal satın alarak daha az bir fiyatla peşine satmasını ve bu yolla nakit para elde etmesini kastetmişlerdir. Bunun hükmüne gelince, çoğu ulema bunun mubah olduğu görüşündedir. Çünkü bunda riba şekli ve maksadı yoktur. Ömer b. Abdilaziz ile Muhammed b. HasenŞeybânî ise bunu mekruh kabul etmişlerdir. İbnHümâm evlâ olana aykırı olduğu görüşünü benimsemiştir. İbniTeymiye ile İbniKayyim ise bunun bey’i muztar olmasına rağmen haram oluşu fikrini tercih etmişlerdir.