kolaylıktan zorluğa geçme anlamına gelir.‘usra da darlık, sıkıntı ve yetersizlik demektir.
kiralama; sözlükte ücret kelimesinden türemiş bir isim olup emeğin ya da eşyanın kiralanması demektir. Fıkıhçılar sözleşme konusunun nev’i itibariyle icareyi iki kısma ayırmışlardır. Birincisi eşyanın kiralanması (ev, dükkan, araba, toprak, elbise ve benzeri) diğeri ise emeğin kiralanması (sanatçıların, işçilerin ve hizmetçilerin emek ve hizmetleri)
biriktirme; ihtiyaç anında kullanmak üzere bir şeyi saklamaktır.
karaborsa; özellikle yiyecek gibi bazı eşyayı, fiyatının yükselmesini beklemek amacıyla toplamak ve saklamak demektir. İhtikâr ile iddihârarasında fark vardır: İddihâr, ihtiyaç için saklamak olup, bazı durumlarda zararlı bazı durumlarda zararsızdır, ihtikâr ise her durumda insanlara zarar verir.
tercih; bir şeyin diğerlerine üstün kılınması demektir. Terim olarak insanın, bir işin olması ya da olmaması konusundaki tercih gücünü ortaya koyarak iki şıktan birine yönelmesidir.Rıza ile arasındaki fark, rızanın bir şeyi tercih etmekten ve onu güzel yapmaktan doğan ruhi bir ferahlık olmasıdır. Bu anlamda kişi bazen nefsine gelen büyük bir kötülüğe mani olmak için razı olmadığı bir işi tercih edebilir.
tedbir; bir işi bütün yönleriyle sağlama almaktır. Ayrıca hatadan korunmak ve sakınmak anlamları da vardır.
cimrilik; nafakayı azaltma anlamındadır. İsrafın zıttı olup her ikisi de kötülenmiştir.
bir şeyin ticaret için değil kendisi için edinilmesidir. Fıkıh dilinde daha ziyade zekat bahsinde geçmektedir. İnsan kendisi için olan eşyalar için zekat ödemez ama ticaret için, satmak ve kâr yapmak amacıyla olanlar için zekat öder. Altın ve gümüş ise bu hükmün dışındadır. Onlar için her iki durumda da zekat ödenir.
mal yığma; kenzkelimesinden türemiştir. Toprak altı ve toprak üstü varlıklardan biriktirilen her şey anlamında kullanılır. Sadaka olarak harcanmayıp da kendinden beklenen görevi yerine getiremeyen mallar olarak yorumlanır. Zekatı verilen mallar ise, iktinâzkapsamının dışındadır.
sözlükte kasd demek olup o da orta yol ya da istikamet isteme anlamlarına gelir. Terim olarak anlamı ise, ifrat ve tefrit gibi iki aşırı ucun ortası, yani orta yol anlamına gelir ki, burada birbirine zıt iki taraf vardır: eksik yapma ve sınırı aşma. Muktesidise, tam orta yolu tutan ve iki uç arasında bir denge kuran kimsedir.
yetinmek ve haddi aşmamak. Terim olarak, sebebin meyadan geldiği anda hükmün sabit olması, ne sebepten önceye ne de sonraya bırakılmaması demektir.
sebebsiz zenginleşme; sözlükte zenginlik ve mal çokluğunu ifade eder. “Haksız zenginlik” deyimi bazı Batı ülkelerinin kanunlarında kullanılmakta olup, haksız kazanç ve kanunsuz mal elde etme gibi anlamlara gelmektedir. Bazı hukukçular da bu deyimi: “Bir başkasının fakirliğine sebep olan ve haklı bir sebebe de dayanmayan zenginlik” şeklinde tarif etmiştir.
sözlükte insanın işlerinde haddi aşması, orta yoldan sapması demektir ve daha çok harcamalarda söz konusu olur. Mal harcamada haddi aşmak şeklinde yorumlanıp bazen nicelik, bazen de nitelik yönünden değerlendirilir. İsrafın iki hali vardır; haramlarda meydana gelen israf ve aslen mübah bir konuda fakat, meşru olmayan bir yolla yapılan harcama gibi. Belki mal helal olan konularda harcanıyor ama normalin üstünde ve ihtiyacın dışında tüketiliyor, israf ediliyor demektir.
ortak edinmek, ortaklık; iki kişinin ortakçılığı anlamında kullanılır. Allah’a ortak koşmak ise, O’na mülkünde ortak, eş koşmak anlamına gelir ki bunun adı da şirktir.
tüketim; bitmiş, tükenmiş ya da buna yakın benzer halde bulunan şey demektir. Fıkıhçılar kullanış şekli bakımından malları, tüketim malları ve kullanım malları olarak ayırmışlardır. Tüketim malları, bir kere kullanmakla tükenen bir daha kullanılmayan mallar. Bu mallardan bir kısmını doğrudan kütleleri tüketilir; yiyecek ve içeceklerde vs. olduğu gibi. Bir kısmı da tamamen tüketilmeyip sadece değişikliğe uğrarlar; kitap için kâğıt, dokuma için yün vs. Kullanım (demirbaş) malları ise, kullanmakla değeri düşmüş olsa bile kütlesi birçok kere kullanılabilen mallardır.