borç verme; faydalanmak ve sonra da bedelini geri ödemek üzere birisine bir miktar malı vermektir. Fıkıh dilinde bu mala karzdenir.
kazanç, gelir; bir menfaati elde etmek veya bir zararı önlemek için yapılan çalışmaya da bu isim verilir. İnsanın fayda sağlamak ve haz duymak için yaptığı her türlü çalışma ve gayret demektir ve insanın bir menfaati elde ettiğini ya da bir zararı önlediğini zannettiği hususlarda kullanılır.
kumar, şans oyunu; deyim olarak kımâr, galibin mağlub’dan bir şeyler alması şartı üzerine kurulan oyunlar için kullanılır. aslındakımârsırf tehlike, zarar üzerine yapılan bir yarışmadır ve mülkiyetin, tehlike üzerine kazanan tarafa ait olduğunun vurgulanmasıdır. İbniTeymiyye şöyle tarif etmiştir bunu; “Kımâr, bir kimsenin bedelini alıp alamayacağı tehlikede olan eşyasını almaktır.”
emek/sermaye ortaklığı; sözlükte mudarabeanlamında kullanılır. Terim olarak, lügat manasıyla aynı anlama gelir. Yani mudarabe demektir. Bu da insanın bir başkasına ticaret yapmak ve kârını anlaşmaya göre paylaşmak üzere para vermesidir. Eğer bir zarara vaki olursa bu sermaye sahibine aittir.
bölüşme, payları belirleme; ortağın müşterek malın her tarafında hakkı vardır. Ancak kısmetten sonra, bu hak malın bir parçasına toplanmış olur.
değer, eder; bir malın değerini gösteren fiyat demektir. Yani malın yerine geçen değerdir. Ancak bu değer zaman, mekan ve olaylara göre çok farklıdır.