
Yüksek lisans öğrencilerine yönelik hazırlanan İslami İlimlere Giriş dersinin bahar dönemi 5. haftasında 18.yy sonrasında başlayan Islah, tecdid ve Modernleşme konuları ele alınmıştır. Bu konular nezdinde tarihi serüven, farklılaşan görüşlere yer verilmiş ve ana görüşten farklılıkları dile getirilmiştir.
Sanayi devrimi vb. durumlar sonrasında dünyanın genelinde yeni gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler neticesinde İslam ülkelerinde ekonomik, askeri ve siyasi açıdan zayıflamalar görülmektedir. Bu dönem itibariyle bu zayıflamalara karşı yeni kurumlar yürürlükte olan durumları iyileştirme/geliştirme aşamaları kaydedilmeye çalışılmıştır.
Fıkıh ise bu dönemde ele alınan konuların başında gelmektedir. Bu gelişmeler karşısında temel çıkış sorusu “sünnet eğer hadis ise biz neden önceki yüzyıllarda yaşamış alimlerin görüşlerini kendimize bağlı hissedelim?” düşüncesi oluşmaya başlamıştır. Nitekim bu durumda oluşan durum ise sünnetin sadece bir söz olduğu ve bunun da 1400 yıl sonra bile okursa anlaşılıp içinden hüküm çıkartılacağı düşünülmektedir. Sonrasında cereyan eden husus ise fıkıh muhtevası bakımından hukuk ile eş görülüp görülemeyeceği hususu gündeme gelmiştir.
Güncel anlamda yaklaşımlar çok çeşitlilik arz etmektedir. Seçmeci yaklaşım fıkhı “modern alana” uyumlu bir görüş bulmak için “en uygun” görüşü aramak şeklinde biçimlendirmiştir. Kitap ve Sünnetin literal (harfi, zahiri) okunması ile çözümlere ulaşılması amaçlanmaktadır. Bu yaklaşımların nihayetinde Kabe’nin yanında olmak ile 1400 km ötede olmanın farkı indirgenmeye çalışılmıştır.