MARUF VAKFI ARAŞTIRMACISI ABDULLAH KULUÇ “İSLAMİ İLİMLERE GİRİŞ” DERSİNİ YAPTI

maruf vakfı haberler

Yüksek lisans yönelik hazırlanan İslami İlimlere Giriş dersinde bu hafta fıkıh usulü konusuna devam edildi. Fıkıh usulünün tanımı, tarihsel arka planı anlatıldıktan sonra, fıkıh usulünde kullanılan delillere geçilmiştir. Bu delillerin mezheplere göre uygulanış metotlarının ana hatlarına değinilmiştir.

Fıkıh Usulü için ilk kaynak Kur-an-ı Kerim’dir. Allah (CC) tarafından Hz. Muhammed (s.a.v) aracılıyla bizlere indirilmiştir. İndiriliş dili olarak Arapçadır. Bu açıdan farklı dillerde olması tercüme(meal) olarak tanımlanmaktadır. Mezhepler bundan dolayı mütevatir olmayan kıraatın kaynak olarak kabul edilmediği üzerine ittifak etmişlerdir. Nitekim ayeti kerimelerde yer alan emir ve yasakların kesin hüküm koyularak açıklanmış ise buna uyulması farzdır. Örnek olarak Zina eden kimselere 100 sopa vurun gibi hükümlerin adedi değiştirilmeden uygulanması gerekmektedir.

İkinci kaynağımız ise Sünnettir. Kur’an-ı Kerim’in birçok ayetinde sünnettin Allah’ın kelamı olduğu vurgulanmıştır. Bununla birlikte öncelikle sünnetler yapısı itibariyle lafzı, fiili ve takriri olarak üç kısma ayrılmaktadır. Takriri sünnet Hz. Peygamber’in (s.a.v) hoşnut olduğu ve bunu sükût ederek onayladığı durumlardır. Hadis-i Şerifleri rivayet açısından da ayrılmaktadır. Hanefi Mezhebinde Mütevatir Sünnet, Meşhur Sünnet ve Âhâd Sünnet olarak ayrılırken diğer mezhepler sadece Mütevatir Sünnet ve Âhâd Sünnet olarak sınıflandırmaktadır. Mütevatir Sünnet, Sahabe Efendilerimizin, Tabiün ve Etbau’t Tabiin devirlerinde yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan toplulukların rivayet ettiği haberdir. Bu açıdan farz hükmündedir ve inkar edilmesi küfürdür. Meşhur Hadis rivayet sayısı olarak Âhâd gibi tek olmamakla birlikte Mütevatir gibi rivayet edeni çok bulunmayan hadislere denir. Kur’an’daki âm ifadesi tahsisi ve mutlak takyid gereklidir. Diğer mezheplerde Sünnet’in Nevileri ikiye ayrılmakta ve Âhâd Sünnette kendi içerisinde Garip, Aziz ve Müstefid hadisler olarak üç kısma ayrılmaktadır. Müstefid Sünnet, Hanefi mezhebindeki Meşhur hadise denk gelmektedir.

İcmâ delil sıralamasında üçüncü sırada yer almaktadır. Müçtehidlerin şer’i hüküm karşısında ittifak etmeleridir. İcmâ, sarih İcmâ ve sukuti İcmâ olarak ele alınmaktadır. Sarih İcmâ, bütün müctehidlerin bir meselenin hükmüne dair görüşleri tek tek açıklayarak ittifak etmeleridir. Sukuti İcmâ ise birkaç müçtehid görüş belirtikten sonra muttali olan devirdeki diğer müçtehidlerin de açık şekilde kabul beyanı bulunmaksızın sukut etmeleridir.

Son delil sırasında olan kıyas ise hakkında nas bulunmayan hükmün aralarındaki ortak illet sebebiyle naslardaki hükmü geçmeyen bir olaya aktarılmasıdır.  Kıyasın unsurları; Asıl, Aslın hükmü, Fer’ ve illet olarak sıralanmaktadır. Örnek olarak içkinin (Asli) haram olması (Aslı hükmü) bunun da illet bağı (beyni sarhoş etmesi ve sağlığı bozması) ile uyuşturucunun(fer’) da haram olması örnek verilebilir. Kıyas, Celi kıyas ve Hafi kıyas olarak ikiye ayrılmaktadır. Celil Kıyas; İlletin çok açık olmasıdır. Örnek olarak İsra Süresinde geçen “anaya babaya öf bile deme” emrinin illeti ile daha kötü davranışların yapılmaması hükmü verilmiştir. Hafi Kıyas ise illetin hemen anlaşılmadığı araştırma ve muhakeme gerektiren durumlardır. Hanefi Mezhebinde istihsan olarak bilinmektedir.