
Yüksek lisans öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen Kur’an, Sünnet ve Ekonomi dersinin bahar dönemi dördüncü haftasında Kur’an’daki Zuhruf suresi çerçevesinde “zenginlik ve dağılım” meseleleri tartışılmıştır. Ekonomik zenginliğin, kişi açısından, toplumda bir statü sağlaması ile egemenlik hakkına yahut yönetim hakkına sahip olması ile ilişkilendirilmemesi gerektiği vurgulanmıştır. Dağılımın derecelendirilmesi yalnızca verenin yani Allah’ın takdirinde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla toplumdaki farklı işlerin yapılması, her daim Allah’ın rızasını ve buyruklarının gözetilmesi ve adil olma şartının sağlanması durumunda olması gereken olarak tanımlanmıştır. Ancak özellikle işçi-işveren ilişkilerinde işverenin kendisinde mutlak egemenlik hakkını görmesi yahut işçinin mevcut işi hakkı ile yerine getirmemesi sakıncalı bir durumdur. Bu noktada ilişkilerin dengeli yürütülmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir. Mal-insan ilişkilerinde, malın imtihan aracı olarak görülmesi doğrultusunda kişinin her daim kontrollü olması gerektiği, aksi takdirde kişi özelinde değerlendirildiğinde inançsızlık durumunun ortaya çıkmasının mümkün olacağı vurgulanmıştır.
Ekonomik zenginliğin mutlak egemenlik ile örtüştüğü fikri ile hareket eden toplumlarda kişi, öncelikle şahsiyet kaybına uğrar ve sonucunda sorunlar baş gösterir. Kişinin yüklendiği bu durumun kısa vadeli olacak şekilde tüm toplumun yüklendiği sorunlar haline gelmesinin mümkün olacağı da ayrıca belirtilen hususlardandır. Zihinsel olarak bilinçaltımıza yerleşmiş olan ve her daim doğru kabul ettiğimiz yargıları değiştirmemiz gerektiği ders boyunca üzerinde durulan hususlardandır. Aksi takdirde yanlış yargılar sonucunda, bireysel ve toplumsal krizlerin ortaya çıkacağı ve makro açıdan bakıldığında ekonomik sömürü ve siyasi egemenliklerin baş göstereceği bir duruma varılmasının mümkün olduğu belirtilmiştir.