
Doktora öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen Kur’an Sünnet ve Ekonomi dersinin bahar dönemi 3. Haftasında faizin dağılımı engelleyici fonksiyonları sorunsalı üzerine müzakereler yapıldı. Bu bağlamda, öncelikle dağılım meselesinin anlamı ve önemi üzerinde duruldu. İslam ekonomisi sisteminde dağılım meselesinin ana-akım iktisattan da alternatif sistemlerden de belirgin biçimde farklı olduğu ifade edildi. Buna göre, İslami Ekonomik sistemde ikinci dağılım meselesi hem bir inanç ilkesi olması bakımından hem de insani noktada sunduğu yararlar ve toplumsal maslahat açısından dikkate değer bir önem taşıyor. Bunun için Müslüman toplumlarda zekât, sadaka, infak kurumlarının sağlıklı ve düzenli bir biçimde tesis edilmesi gerekiyor. Küresel olarak baktığımızda, büyük bir eşitsizlik var ve makas da giderek açılıyor. Hem zengin ülkeler ile fakir ülkeler arasında hem her ülkenin kendi içinde üretim noktasında fabrika sahipleri ile çalışanlar arasında asimetrik bir kazanç farkının olması tablonun olumsuzluğunu daha somut bir şekilde sunuyor. Dağılım ekonomisinde gerekli yardım kurumlarını tesis ettiğimizde hemen kısa vadede iyi duruma gelmelerini beklemiyoruz tabi ki ama uzun vadede de olsa gerçekleşmesi gerekiyor. Dağılım meselesi ve İslam ekonomisi sisteminin dağılımdaki adaletin sağlanmasına verdiği önem ele alındıktan sonra faizin olumsuz etkileri ve kredi kurumunun merkezinde yer aldığı vurgulandı. Buradan hareketle kredi meselesinin temel amacının aslında sürekli olarak halkı borçlandırmak olduğu ifade edildi. Normalde basit biçimde düşündüğümüzde bir kişinin ya da kurumun alması gereken bir ödemeyi hemen temin etmesi beklenirken aksine daha uzun vade tekliflerinin sunuluyor olmasına vurgu yapıldı. Buradaki amaç daha fazla mal satabilme ve satışların sürekliliğini sağlayabilme olduğuna dikkat çekildi. Buna göre sermaye ve üretim faktörler sahiplerinin böylece tüketimi sürekli canlı tutma üzerinden üretim sağlama stratejisini esas aldıkları söylenebilir. Öyle ki yatırım önerilerinin dahi kredilendirme üzerinden teşvik edilerek gerçekleştirildiği bir ekonomi dünyası ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu amaç ve stratejiler uğrunda insanlar sürekli olarak bir kredi ve faiz sarmalı içinde bulunmaktadırlar. Çünkü faizin dağılımı engelleyici fonksiyonu vardır ve borçlandırma döngüsünü pekiştiren bir araç niteliğindedir. Oysa dağılım ekonomisi olarak nitelendirilebilecek İslam ekonomisinde infak kurumu ile borçluluk meselesinin önüne geçilmesi kuvvetle muhtemeldir. Faizin dağılım meselesinde ciddi bir engel olması hakkındaki müzakerelerden sonra, genel olarak ülkelerin borçlulukları, Türkiye’nin borçluluğu, hane halkı borçluluğu, kamu borçluluğu meseleleri veriler üzerinden incelendi. Son olarak Joseph Stiglitz’in “Eşitsizliğin Bedeli” eseri üzerinden mevcut sistem ve gelir adaletsizliği eleştirileri üzerine müzakerelerde bulunularak ders nihayete erdirildi.