
Doktora öğrencilerine yönelik yapılan Kur’an, Sünnet ve Ekonomi derslerinde bu hafta Dr. Richard Wolff’un ‘’Kapitalizmin sonuna mı geldik?’’ temalı mülakatı incelendi. Söz konusu mülakatta Wolff’un kapitalizmin tarihsel sürecini ve sistemin tıkandığı dönüm noktalarını özet şekilde ele aldığı gözlemlendi. Wollf’a göre kapitalizmin ideal sınıfı orta kesimin kapitalist ülkelerde oturması akabinde ucuz iş gücü imkanının ortadan kalkması ve bu durumun rekabette üreticileri geride bırakması ile sistemde ciddi bir tıkanma yaşanmıştır. Kapitalist zihniyet bu durumu üretimi ucuz iş gücünün bulunduğu diğer coğrafyalara kaydırarak çözmeye çabalamıştır. Ama ucuz iş gücü üreticinin ürettiklerine karşı talebin azalması demektir. Üstelik küreselleşen bir dünyada Hindistan’da ucuz iş gücü mantalitesi sonucu fakirleşen bir sınıfın talepte aşağı yönde bir harekete sebep olması sadece Hindistan’ı değil tüm dünyayı etkiler hale gelmiştir. İşte tam da bu noktada fakirleşen işçi sınıfının alım gücünün zayıflaması sebebiyle üretilen ürünlere talebin azalması ve isyan potansiyelinin artması sistemde yeni bir tıkanıklığa sebep olmuştur. Kapitalist sistemin karşılaştığı bu ciddi tıkanma 1970’lerden itibaren kredi yöntemiyle aşılmaya çalışılmıştır. Bu durumun sebep olduğu finans krizleri ise izahtan varestedir.
Wolff’un görüşlerinin Dağılım Ekonomisi taraftarları ile benzerlikleri dikkat çekicidir. Ancak daha fazla üzerinde durulan konu artık kapitalizme yapılan bu eleştirilerde artık İslam aleminin bir davet ve alternatifi olduğunun da yer alması gerekliliği oldu. Bu hususta başarının ise nitelikli akademik ürünlerin ortaya çıkmasına bağlı olduğu konusunda mutabakata varıldı. Bu anlamda dağılım ekonomisinin salt bir moral ekonomisinden ibaret incelenmesine katılımcılardan bir takım eleştiriler getirilmiştir. İlaveten kapitalizmin daha önce ayrıntısıyla ele alınan aşırı esnek yapısına karşı oldukça rijit değişmez kaidelerle mücadelenin imkansızlığı sebebiyle Kur’an ve sünnet kaynaklı son derece sınırlı olan kaidelerin belirlenerek muhafaza edilmesi şartıyla zamana ve mekana uyum sağlayabilecek esneklikte bir ekonomi anlayışı geliştirilmesi gerekliliği üzerine istişarelerde bulunuldu.