
Doktora öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen ‘’Kur’an Sünnet ve Ekonomi’’ dersinin 3. oturumunda İslam Ekonomisinin bir dağıtım ekonomisi olduğu önermesi kapsamında yapılan müzakere ve mütalaalara devam edildi. Dağılımın kapsamı konusu irdelenmeye devam ederken diğer taraftan dağılımdaki hakkaniyet esası üzerinde duruldu. Bu açıdan Kur’an-ı Kerimin ve Sünnetin ışığından istinbat edilerek dizayn edilecek bir ekonomi için Rasulullah’ın (s.a..v) Medine Pazarını sevk ve idarede uyguladığı metot incelendi. Bu minvalde aslolanın sivil yapılar olduğu devletin istisna durumlar ayrık kalmak kaydıyla devlet müdahalesinin son derece sınırlı olduğu ancak rekabeti ve dengeyi koruyucu bir murakabe yapısı üstlenmesi gerektiği tespit edildi. Oluşacak piyasanın serbest bir piyasa olacağı devletin müdahalelerinin zaruri ve asgari noktalarla sınırlı olacağı vurgulandı. Bu bakımdan rekabetin oluşturacağı harmoninin bozulacağı tekelleşmeyi engelleyerek rekabet ortamının korunması için yapılacak müdahalenin konuya örnek teşkil edeceği çıkarımı yapıldı. Bu açıdan günümüzde haksız rekabet ve tekelleşmenin önlenmesi hususunda vaz edilen kuralların ve rekabet kurullarının dağıtım ekonomisi anlayışına uyumlu tedbirler olduğu sonucuna varıldı.
Sivilliğin öne çıkması açısından zaruri olan durumlar dışında denge ve dayanışmayı Homo İslamicus olarak tanımlanan İslam İnsanı tarafından bizzat bireysel inisiyatiflerle sağlanması gerektiğinin ve infakın bunun en somutlaşmış yansıması olduğunun altı çizildi. Bunun yanında klasik ekonomi, Kapitalizm, Marksizm, Liberalizm, Neo-Liberalizm gibi sistem önerileri ile Kur’an ve Sünnetten neşet eden dağıtım ekonomisi arasında ciddi farklılıklar olduğu gibi ciddi benzerlikler de bulunabileceği bu veçhede ulaşılan benzer sonuçların kabul edilebileceği ancak beslenilen kaynaklardaki farklılık sebebiyle sonuca ulaştıran nedenlerin incelenmesi ve benzerlik ve farklılığın bu açıdan da ele alınması gerektiği vurgulandı. Bu açıdan dağıtım ekonomisinin beslendiği ilahi kaynak sayesinde insanların ampirik metotlarla kendilerine, geleceğe ve topluma fayda sağlayacağını tespit ettiği olumlu hususları çok öncesinde tespit ettiği ve buna yönelik bir ekonomik sistem önerdiği beyan edildi. Bu bapta bir örnek olarak Rasulullah’ın (s.a.v.) ‘’Akan bir nehrin kenarında olsanız bile israf etmeyiniz’ ve ‘’Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz’’ hadisleri ile son yıllarda gündeme gelen iklim krizine yüzyıllar öncesinden uyarı telkini yapan bir doğa felsefesi anlayışı ortaya konduğu izah edildi.