
Doktora öğrencilerine yönelik olarak gerçekleştirilen ‘’Kur’an, Sünnet ve Ekonomi’’ derslerinin 8. Haftasında “dağılım ekonomisinin sürdürülebilirliği” konusu tartışıldı. Dersin başlangıcında yapılan mülahazalarda Allah’ın Rabbü’l Alemin olması hasebiyle Allah’ın ayetleri ve hikmetleri ile temellendirilen söylemlerin evrensel nitelik taşıması gerektiği zarureti üzerinde duruldu. Farklı görüşlerin ümmete bir rahmet olduğu hakkındaki hadisin hikmetleri mütalaa edildi. Temerküz ekonomisinin herhangi bir değer ilkesi ile bağlı olmayıp her şekle girebilen yapısı karşısında dağılım ekonomisinin sürdürülebilirlik güvenceleri üzerinde fikir alışverişi yapıldı. Buna göre; değer odaklı bir anlayışın toplumu kuşatmaya devam etmesi minvalinde dağılım ekonomisinin salt pozitivist bir anlayış değil ilahî değerler etrafında şekillenen yapısı sebebiyle değerlerin bu ekonomik anlayışın sürdürülebilirliği için güvence teşkil ettiği belirtildi. Bu bakımdan SSBC döneminde Avrasya Coğrafyası Müslümanlarının yer altına çekilerek nasıl değerlerini muhafaza ettiği herhangi bir baskının bu değerlerden mutlak manada kopmayı mümkün kılmadığı hatırlandı. İkincil olarak paylaşım tecrübesinin oluşturduğu karşılıklı güven atmosferinin de yine bir güvence niteliğini haiz olduğu belirtildi. Bugüne kadar uygulanmaya çabalanan mikro modellerin kapitalist sistem hakimiyeti içinde varlık göstermeye çalıştığından bu anlamda emsal teşkil etmediğini bilakis dağılım ekonomisinin belli bir topluma tam manasıyla hakim kılındığı takdirde pek çok enstrümanıyla paylaşım konusunda bir tecrübe oluşturacak ve bu paylaşımın aslında sadece manevi anlamda değil verisel olarak da daha fazla büyüme ve güven getirdiğini gören toplumların dağılım ekonomisinin sürdürülebilirliğinin garantisi olacağı belirtildi. Varlıkların belirli ellerde değil tüm toplum kesimleri arasında hakkaniyet ölçüsünde bulunmasının oluşturacağı huzur ve refah ortamının da sürdürülebilirliğe olumlu etkisi olduğunun altı çizildi. Bu bakımdan 19. Yüzyılda tüketim toplumunu oluşturmanın bir aşaması olarak addedilen üretim mekanizmalarında artık emeği iyiden iyiye sömürülen ve varlıklardan ancak çok yetersiz bir pay alan işçi sınıfının ayaklanmalara giden safahatı incelenerek dağılım ekonomisinin bu anlamdaki sürdürülebilirlik önemi daha iyi kavrandı. Tüketim imkanlarının yaygın kullanılır olması doğrultusunda üretimin sürekli desteklenmesi bakımından dağılım ekonomisinin üretim ve tüketime mutlak manada karşı olmadığı bilakis bu sistemle tüketim ve üretimin nasıl artacağı dolayısıyla sürdürülebilirliğe katkısı üzerinde duruldu. Ders sonunda dağılım ekonomisinin anlaşılması için daha fazla çalışmaların yapılmasının ve bu çalışmaların artmasının insanların sağlıklı bir şekilde bu sistemi pratiğe dökmesine zemin hazırlayacağının üzerinde duruldu.