İEE ARAŞTIRMACISI ABDULLAH KULUÇ “İSLAMİ İLİMLERE GİRİŞ” DERSİNİ YAPTI

maruf vakfı haberler

 

 

Yüksek Lisans öğrencilerine yönelik hazırlanan İslami İlimlere Giriş dersinin bahar dönemi 11. Haftasında tefsirde dönemler ve ekoller konusu işlendi. Bu dönemleri Hz. Peygamberimiz (s.a.v) dönemi, sahabe dönemi ve tabiûn dönemi olarak sıralanmaktadır. Bununla birlikte rivayet ve dirayet olmak üzere iki farklı tefsir yöntemi de oluşmuştur.

Hz. Peygamberimiz (s.a.v) döneminde, Hz. Peygamberimiz (s.a.v) anlaşılması güç olacak ayetleri açıklamak için gerektiği kadar tefsir ederdi. Ayeti kerimelerde namaz, oruç, haç, zekât farz kılmış; ancak bunların nasıl yapılacağı, şartları, miktarları, mânileri açıklama kısmı sünnete bırakılmıştır.

Sahabe döneminde Şifahi tefsir yapılmıştır. Bu tefsir yöntemi ikinci sırada yer almaktadır. Bunun sebebi, Sahabe efendilerimizin Arap dilini ve örfünü iyi bildiklerinden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte Sahabe efendilerimiz nassların kendi tercihleri doğrultusunda adlandırmayı hadsizlik olarak görüyorlardı. Diğer bir perspektiften naklin bulunmadığı yerde de sahabe efendilerimiz içtihat yapıyorlardı.

Tabiûn Döneminde ise Tabiûn, Sahabe efendilerimizin yolundan gitmiştir. Bu kuşak öncelikle Kur’an-ı Kerim ve Sünnete başvuruyordu. Tabiûn, bazı konularda, anlaşılması güç konularda, nassları açıklayacak bir tefsir bulamazlarsa o zaman Sahabe efendilerimizin görüşlerine bakıyorlardı.

Bu dönemlendirme ile beraber tefsirde farklı yöntem oluşmuştur. İki farklı yöntem Rivayet Tefsiri ve Dirayet Tefsiri olarak adlandırılmaktadır. Rivayet tefsiri, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in (s.a.v) sünneti ve selefin açıklamaları ile tefsir etmek olarak bilinmektedir. Nakli tefsir olarak da bilir. Dirayet tefsiri, yalnızca rivayetlere bağlı kalmayıp dil, edebiyat, mantık, kıyas ve daha başka ilimlere dayanarak yapılan Kur’an tefsiri olarak tanımlanmaktadır.