
Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan ve Dr. Hakan Kalkavan tarafından verilen “Ekonomi ve Ahlak” dersinin 7. haftası, ‘paranın ilk şekilleri’ konusunun devamı niteliğinde olmuştur.
Henüz para olgusunun tam olarak oluşmadığı ve ticaretin mal değiş tokuşu şeklinde sürdüğü ilkel biçiminde ticaretin devlet eliyle yapıldığı görülmektedir. Bu biçime Mısır’da tanık olunmaktadır. Firavun piyasada monopol bir güce sahiptir. Dış ticaret yine devletin elinde fakat önemsiz bir çaptadır. Mısır’da serbest ticaretin ilk örneklerine devletin gözetiminden kaçılarak ulaşıldığına rastlanmaktadır. Daha önce olmayan alışveriş sokaklarının ortaya çıkması hareketliliğin düzenli hale dönüşmesine evrilmiştir. Yazılı olmayan kurallarla başlamış olan ticaret, ödemeler konusunda zaman geçtikçe ortak bir değerin varlığına ihtiyaç duymuştur. Buna yönelik olarak ilk maden paraya ilişkin yönergenin çıktığı ve ‘tabnu’nun kullanıldığı bilinmektedir.
Mısır gibi İsrail’de de ticaretin en önemli konularında krallığın gücü yadsınamayacak kadar fazla idi. Gelişmeyi engelleyen bu tavır dini kaidelerle de destekleniyordu. Yabancılarla ilişki kurulmasının dini olarak yanlış görülmesi, yalnızca devletin zorunlu dış ticareti gerçekleştirmesine sebebiyet vermekte idi. Ayrıca Yahudi öğretisine göre bir kişinin zengin olmayı istemesine ve zengin olmasına iyi gözle bakılmamaktadır. Mısır gibi İsrail de zaman içerisinde devletçi ticaretle olan bağını kopararak serbest ticarete yönelmiştir.
Ticaretin ne Mısır’da ne de İsrail’de serbestçe olmamasına karşın Sümer, Babil, Kaldea ve Asur medeniyetlerinin bu konuda daha özgür bir tutum içinde oldukları bilinmektedir. Örneğin Babil’de tüccar sayısının çokluğundan bahsedilmektedir. Ayrıca ödünç para verilmesinin keşfi ve dolayısıyla ortaya çıkan yeni yöntemlere rastlanmaktadır. Doğu Akdeniz’de yer alan devletlerin Mezopotamya’nın serbest ticareti sayesinde geliştikleri düşünülmektedir.
Taşıma araçlarının icadı ve gelişimi ticareti geliştirmiştir. Resim-yazının işaret-yazıya dönüşümü ile fikirlerin ve olayların gelecek nesillere aktarımı sağlanmıştır. Yazı ile beraber büyük mal alış-verişlerinde bir kayıt sistemi oluşmuştur. Bu yöntemlerin kökeni ise serbest ticaretin hüküm sürdüğü Mezopotamya ve Çin’e dayandırılmaktadır.
Mezopotamya’da gümüş külçelerin tek tipleşerek para olarak kullanılmasının yanı sıra borç senetlerinin ilkel hallerinin kağıt para gibi kullanımına da rastlanmaktadır. Artık ticaret sahnesinde tacirlerin büyük rol oynadığı görülmektedir. Paranın ilk şekilleri konusu bu şekilde tamamlanmıştır. Bir ihtiyaçtan hasıl olan paranın genel mantığını kavramak ve eski medeniyetlerde yer alan şekillerini görmek ‘para’ hakkında mantalitemizin gelişmesine yol açmıştır.