
Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan ve Dr. Hakan Kalkavan tarafından verilen “Ekonomi ve Ahlak” dersinin bahar dönemi 3. haftasında Polanyi’nin Aristoteles makalesi tamamlandı. Klasik kaynaklarda İlm-i Tedbir-i Menzil ile ilgili yazılmış eserleri görmek adına İbn-i Sina ve Tusi’nin eserlerini geçen hafta işlemişti. Bu hafta da Kınalızade Ali’nin Ahlak-ı Alai adlı eserinin ikinci kısmında yer alan İlm-i Tedbir-i Menzil faslına İş Ahlakı Dergisinde yayınlanan Ali Haydar Beşer’in ‘Ahlakta İktisat: Ahlâk-ı Alâî’de İktisadi Meseleler’ makalesi kapsamında yer verildi.
Polanyi, makalesinde Aristoteles’in topluluk, kendine yeterlilik ve adaleti temel kavramlar olarak ele aldığını söylemektedir. Aristo topluluk üyelerinin iyi niyet ile birbirlerine bağlı olduğunu belirtmektedir. Aristo’ya göre doğada kıtlık problemi bulunmamaktadır. Bireylerin çıkarlarıdeğil, toplumun bütününün çıkarlarını ön plana alan Aristo, değişim oranları üzerinde durmaktadır. Performansı daha yüksek olan işlerin düşük olan işlerle değiş tokuş edilirken oransal farklılıkların olması gerekliliğini vurgulamaktadır. Ayrıca Polanyi makalesinin son kısmında Aristo’nun ele aldığı kavramları incelemiştir. Örneğin kremastike kavramının yanı sıra kapelike kavramını da ele alan Polanyi, Aristo’nun kavramlarının tarihi süreç içerisinde düşünürler tarafından yanlış anlaşıldığını belirtmektedir.
Beşer ise makalesinde öncelikle tarihi metinlerin doğru yerlere yerleştirilmesi ve anakronizm problemini ele almıştır. Ortaçağ’a karanlık dönem nitelendirilmesi yapılarak herhangi bir birikimin oluşmadığının savunulmasını eleştirmiş, bu dönemlerin İslam düşüncesinde en önemli dönemler olduğunu dile getirmiştir. Söz konusu eserlerin bütüncül yaklaşımı içerisinde iktisadi meselelerin de bulunduğunu savunan Beşer, bu eserlerin incelenmesi ve bugün iktisadi düşünce olarak ele alınabilecek kısımlarının açığa kavuşturulması gerekliliği üzerinde durmaktadır.
Oikonomia ve ilm-i tedbir-i menzil arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ele alan, sonrasında Kınalızade ve Ahlak-ı Alai eserine bir bölüm ayıram makalenin esas kısmı ise Ahlak-ı Alai’de İlm-i Tedbir-i Menzil bölümüdür. Burada yazar Kınalızade’nin pratik felsefeyi üç şekilde ele aldığını belirtir. Bunlar, ahlak ilmi, aile ahlakı ve devlet ahlakıdır. Kınalızade’ye göre bir arada yaşamanın kurallarına uyulması ile iki cihanın mutluluğu sağlanacaktır. Evin mekan olarak gerekliliğinden bahsettikten sonra baba, anne, çocuklar, hizmetçi ve yiyecekler olmak üzere ailenin beş temel unsurunu ortaya koymaktadır. Beşer’in de vurguladığı üzere İbn-i Sina ve Tusi’nin de kullandığı ‘hepiniz çobansınız ve her biriniz kendi sürüsünden sorumludur.’ Hadisi ile Kınalızade de benzetme yaparak iyi idarenin önemine dikkat çekmiştir. Ayrıca doktor benzetmesi ile de Kınalızade bedenin tümü esas alınarak hasta olan organlara gerekli tedavinin yapılmasını, gerekirse bütüne zarar vereceği için kesilip atılması gerektiğini söylemektedir. Kınalızade, parayı ‘küçük namus’ olarak nitelendirmiş ve iktisat literatüründe yer alan iktisat politikası aracı olması dışındaki özelliklerini ele almıştır. Mal, Kınalızade’ye göre kazanma, korunma ve harcanma yönleriyle üç boyutta ele alınmalıdır. Burada diğer klasik eserlerde de gördüğümüz üzere sanatın şerefli, orta ve alçak olarak sınıflandırıldığını görmekteyiz. Ayrıca gelirin giderden fazla olması gerekliliği de vurgulanan bir başka konudur. Mal ile ilişkide kaçınılması gereken şeyler üzerinde çokça duran Kınalızade, ailenin yönetimi üzerinde iktisadi meselelere geniş bir şekilde yer vermektedir denilebilir. Öte yandan eserinin diğer metinlerle birçok noktada benzeştiğini söylemek mümkündür.