DR. HAKAN KALKAVAN “EKONOMİ VE AHLAK” DERSİNDE “DEĞİŞ-TOKUŞ” KONUSUNU İŞLEDİ

maruf vakfı haberler

Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan ve Dr. Hakan Kalkavan tarafından verilen “Ekonomi ve Ahlak” dersinin 4. Haftasında ‘Değiş Tokuş Biçimleri’ konusu ele alındı. Tüm toplumların kendi içlerinde veya diğer topluluklarla iktisadi mallar üzerinden gerçekleştirdikleri bu faaliyetin farklı biçimleri tartışılmıştır.

Polanyi’nin bu biçimlere dair karşılıklılık ve yeniden dağıtım olarak yaptığı sınıflandırmayı esas alan Sahlins, karşılıklılığın besin arayıcısı olan az nüfuslu toplumlarda olduğunu belirtmektedir. Yeniden dağıtımda ise elde edilen ürünlerin merkezi bir noktaya aktarılması daha sonra da topluma dağıtılması söz konusudur.

Öte yandan neoklasik iktisat teorisinde ‘malların dağıtımı’ birincil önem taşırken, Marksizm eşitsizliğin kökeni olarak ‘üretim’e dikkat çekmektedir. Burada Marx’ın kavramı üzerinden ‘yabancılaşma’ tartışılarak bunun doğal bir durum olup olmadığı sorgulanmıştır. Ayrıca Marx’ın feodal üretim biçimini kapitalizmle kıyaslamaktadır. Bu iki sistemde de yöneten ve yönetilenler arasında iş bölümü bulunmaktadır; lordlar ile köylüler, mal sahipleri ile işçiler. Fakat derste bu ilişkilerin aslında daha karmaşık ve yalnızca çift taraflı bir mekanizma olmadığı belirtilmiştir.

Derste yer alan bir başka mevzu ise Ortaçağ’ın sonlarında Avrupa’da bulunan tüccar, esnaf gibi sınıfların feodal yükümlülüklerinin az oluşuyla bu sınıfların zenginleşmesidir. Ayrıca kapitalist süreçlerden önce köylülerin kendilerine yetebildikleri fakat kapitalist üretim biçiminin gelişimi ile aynı aileden birilerinin ücretli işlerde çalışırken diğer üyelerin çiftçilik yaparak geçim için besin üretmeye devam ettiği karşılaştırması yapılarak zihinlerimizde tarihi süreç sorgulanmaya başlanmıştır.

Her toplum kendine özgü kültüre sahiptir. Bu onlara ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için kendilerine has dinamikler kurdurmuştur. Kültürün tüketim kalıplarında da öneminin vurgulandığı dersimizde bunun ilk nedeninin kişilerin sosyal ortamlarına göre tüketim yapabildikleri, ikincisinin ise ihtiyaçlar esas alınarak kolayca açıklanamayacak ürünlere yönelinmesi olduğu belirtilmiştir. Burada Veblen’in gösterişçi tüketim kavramı üzerinden konu ele alınmıştır. Tüketilen ürün ve hizmetlerin kişilerin yaşamına dair birçok mesele ile ilgili olduğunun altı çizilmiştir.