DR. HAKAN KALAKAVAN “EKONOMİ VE AHLAK” DERSİNİ YAPTI

maruf vakfı haberler

Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan ve Dr. Hakan Kalkavan tarafından verilen “Ekonomi ve Ahlak” dersinin 13. haftasında ekonominin felsefi kökenlerine ilişkin sorgulamalara devam edildi.

Pareto ilkesi ve pareto optimumunun anlamları üzerinde durularak iki kavramın benzer ve benzer olmayan yanları karşılaştırıldı. Ahlak ve siyasetin ekonomi ile ilişkisi vurgulanarak ekonomi bilimine bu iki disiplinin genel bir çerçeve sunmasının gerekliliğinden bahsedildi. Amaç olarak matematiğin araç olarak matematiğe yönlenmesi gerekliliği, kullanılan matematiksel yöntemlerle ilkelere ışık tutulabileceği konuşuldu. Refah ve fayda üzerinde tartışılarak merkeze toplumsal faydanın alınmasının etkilerinden bahsedildi.

Derste konuşulan bir diğer konu, Aristo’nun ekonomi ile ilgili söylemlerin günümüz dünyasında işletmelerde bir yer edinip edinemeyeceği konusu oldu. Aristo’nun hatta hocalarının ele aldığı ve işletmelerle ilişkili olabilecek konulara örnek olarak şunlar verildi; refah, kriz yönetimi, ağ yönetimi.

Aristo’ya göre ekonomi siyasetle, siyaset ise adaletle ilgilidir. Mutluluğun kaynağı, insanın yaşadığı toplumdur. İnsan mutluluk arayışı içerisindedir. Bu mutluluğu ise chrematistike ile değil oikonomia ile elde edecektir. Oikonomia’dan yola çıkılarak dersimizde merkeze alınan asıl mesele nasıl bir yönetim sistemi oluşturulması gerektiğidir. Chrematistike gerekli olduğu ölçüde onurlu iken doğal bir yöntem değildir. Platon, insanlar arası ilişkilere güvenmez ve özel mülkiyet yanlısı değildir. Aristo ise aşırı servet tutkusu olmaksızın ticaretin her iki taraf için ve ayrıca toplum için faydalı olabileceğini düşünür ve özel mülkiyeti tavsiye ederek önemser. Servet her zaman yararlıdır fakat kovalanmamalıdır. Servetin ölçüsü ise onu dağıtmakla yer bulur. Çok kazanıp çok dağıtmak hem özgürlüğü hem rahatlığı beraberinde getirir. Aşırı zenginlik, kar amaçlı olmayan ve zenginlerden yardım alan kurumlar vasıtasıyla bu zenginlerin sosyal alanda gövde gösterisi yapma imkanı bulmasına evrilmektedir. Buna izin verilmemesi gerekir. Görüldüğü gibi Aristo döneminde dahi günümüzden problemler vardır.

Firmalar yalnızca karını düşünür ve chrematistik davranış sergilerlerse toplum ve iş dünyası ayrışır. Oikonomia ise çevre ile barışçıl ve sorumluluk sahibi bir kazanma arayışıdır. Günümüz ekonomi kitapları dahil her zaman bize öğretilen ise firmanın kar amacıdır. Yalnızca bu düşünce ile hareket etmek firmanın haklarını sınırsızlaştırmaktadır. Bu bakıştan dönülerek oikonomia esas alınmalı ve toplumla bütünleşen, nesiller arası adaleti sağlayan, ahlaklı, adil bir ekonomik sisteme dönülmesi gerekmektedir. Aristo’nun dediği gibi, doğanın aksine olan hiçbir şeyin ticaretini yapma.