
Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan dersin 14. Haftasında İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye olan Afrika ülkelerinin ekonomi politiği konusu işlendi. Bu bağlamda bu ülkelerin milli gelirleri, nüfusu ve kişi başına düşen milli gelirleri üzerinde duruldu. Bu ülkelerin yapısal ekonomik sorunları ve yabancı yatırımların ülkeyi nasıl etkilediği ifade edildi. Ayrıca dünya siyasi koşullarının Afrika ülkelerini nasıl etkilediği de ifade edildi. Özellikle tarım ve kıymetli maden kaynaklarına sahip olan bu ülkelerin tarihi bir gerçekliği olan kolonyalizm ve neokolonyalizm kavramlarına da değinildi. Tarımsal üretimde özellikle lüks tarımsal üretiminden kakao, kahve ve pamuk üretimine; kıymetli madenlerden de pırlanta ve altın üretimine değinildi. Pırlanta üretimi tüm dünya üretiminin %90’ına tekabül etmekte olan bir coğrafyaya sahip olduğu belirtildi. Ne yazık ki Afrika bölgesinin keşfedilmemiş taraflarının sömürgeci Avrupalılar tarafından keşfedilmesi, Afrika topraklarının kötü talihi olmuş ve bugünkü ekonomik yapısal sorunların temelinde bu talihsizliğin olduğu belirtildi. 1980’lerden sonra özellikle Soğuk Savaş’ın durulması ile Afrika’da neoliberal politikalara yönelim artmış ve IMF, DB gibi kuruluşların “yapısal uyum politikaları”na maruz kalmışlardır. Bu durum da Afrika ekonomisini kötü bir duruma sokmuş; dış borçlanma artmış ve ekonomik büyüme, borçlanmaya rağmen düşmüştür. Alınan borç para, gereksiz harcamalarla ileriye dair büyüme ve gelişme sağlamayacak derecede harcanmıştır. Bu konunun ayrıntıları ile ele alınan bu derste Afrika’nın doğrudan askeri ve siyasi müdahalelerle değil neoliberal politikalarla bağımlı hale geldiği ifade edilmiştir.