DR. ERHAN AKKAŞ “İSLAM ÜLKELERİNİN POLİTİK EKONOMİSİ” DERSİNİ YAPTI

maruf vakfı haberler

 

Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan dersin 6. haftasında  “Karl Polanyi ve Büyük Dönüşüm” konusu işlendi. Neoliberalizm karşıtı söylemlerinin, Karl Polanyi döneminde oldukça sıkıntılı olması sebebiyle “Büyük Dönüşüm” kitabı ve sloganı hakettiği değeri göremedi. Özellikle 1990’larda Sovyet Rusya’nın çöküşü sonrası Rusya’nın piyasaya müdahale etmemesi neticesinde piyasaların kendiliğinden ortaya çıkıp ahenkle işlememesi “Büyük Dönüşüm” kitabının kıymetini ortaya çıkarmıştır. Karl Polanyi’nin kavramlarının ve görüşlerinin işlendiği bu derste, özellikle emeğin, toprağın ve paranın metalaştırılması üzerinde durulmuştur. “Gömülülük” ve “Çifte Hareket” kavramlarının konuşulduğu bu derste, “toplum için piyasa mı?” yoksa “piyasa toplumu mu?” önermeleri irdelenmiştir. Ekonomik faaliyetler, liberalizm ile birlikte toplumdan koparılmış ve ekonomi, toplumu yönlendiren bir role bürünmüştür. Polanyi’ye göre ise, ekonomik düzen, sosyal düzenin sadece bir fonksiyonudur. Piyasa ekonomisi öncesi ekonomi, toplumun içinde toplumsal ilişkilerde “gömülü”dür. Polanyi’nin Marksist olmadığı fakat sosyalist olduğu, bunun bir kaç yönden kendini gösterdiği ifade edilmiştir. Polanyi’nin iktisadi düşüncesinin merkezinde “sınıf” değil, “insan” var. Ayrıca Polanyi’ye göre sosyal değişimi anlamakta sınıf analizinin yararlı değildir. Sınıf yerine toplumu analiz birimi olarak ele almakta fakat sınıf çıkarlarını ekonomik çıkarlar olarak değerlendirmemektedir.

Serbest piyasanın siyasi bir süreç olarak “metalaştırma” vazifesini ön plana koyduğu dikkat çekmektedir. Ekonomik faaliyetler, piyasa ekonomisi içinde araç olmaktan amaç olmaya doğru evrilmiştir. Bunu yaparken üç kuvvet dikkat çekmektedir. Altın standartı, serbest piyasa koşulları, liberal devletler.

Polanyi, insan ve doğa asla meta olamaz demektedir. Polanyi piyasa eleştirisi yaparken insan, özgürlük ve barış vurgusu yapmaktadır. Polanyi İngiltere’deki saha araştırmaları ile emek, toprak, paranın metalaşmasını inceleyerek faşizmi eleştirmiş ve çifte hareket yasasını ortaya koyarak piyasanın içinde bulunduğu paradoksu açığa çıkarmıştır. Emeğin piyasanın işlemesi için kendini metalaştırdığını ve doğasından koparıldığını ifade etmekle birlikte toplum için emeğin önemine değinmektedir. Emeğin metalaşmasının, yabancılaşma ve yozlaşmayı beraberinde getirdiği üzerinde durulmuştur.