
Doktora öğrencilerine yönelik olarak hazırlanan 5. haftaki derste “politik ekonomi”nin içerisinde bulunan iktisat okulları tartışıldı. Bu haftaki dersi işleyen Adem Levent’in akademik çalışmaları, modern politik iktisat içerisinde heterdoks iktisat anlayışının kurumsal iktisat yönü üzerinedir. Dünya iktisat tarihinin ve özellikle Batı iktisat tarihinin dönüm noktası olan “kapitalizm”in dinamiklerini inceleyen Adem Levent, “Politik Ekonomi” kavramını, Fransız düşünür Michel Foucault ve Avusturya İktisat Okulu temsilcilerinden İsrail Meir Kirzner’in görüşleri etrafında ele almıştır. Öncelikle İ. M. Kirzner’in politik ekonomi tanımı tartışıldı. Kirzner’e göre politik ekonomi, ilk zamanlar, hükümdara toplumun nasıl yönetileceği ile ilgili yazılan önerilerin (bizdeki siyasetname usulü gibi) içinde yer alan bir yan bilgiden ibarettir. Bu açıdan politik ekonomi, merkantilist dönemde sistematik olmayan bir şekilde ortaya çıkmıştır. Kirzner’e göre politik ekonominin sistemli bir şekilde ortaya çıkışı Adam Smith’ten sonradır. Kirzner, politik ekonomiyi moralistlere (ahlak felsefecilerine) bağlar. Stoacı felsefe içinde A. Smith’in “Erdemli İnsan” anlayışına ve “duygudaşlık” vurgusuna değinilerek oluşturduğu sistemi ele alır Kirzner. Michel Foucault da politik ekonomiyi liberalizmin doğuşu ile birlikte ele alır. Ayrıca Foucault, biyopolitikanın doğduğu evreyi, endüstri devrimini ve liberalizmin ortaya çıktığı devreyi birlikte değerlendirir. Foucault’a göre, Sanayi Devrimi öncesi hükümdarlar meşruiyet sorunu ararlarken; Sanayi Devrimi sonrası bu meşruiyet sorununu aramaktan vazgeçilmiştir. Politika ve yönetim anlayışı değişmiştir; eğer devlet, refah getiriyorsa meşruiyet aramasına gerek yoktur. Foucault’a göre, Adam Smith ile başlayan klasik liberalizm ile sanayi devrimi ve endüstriyel kapitalizm evreleri aynı devredir. Klasik liberalizmden Neoliberalizme geçiş yapan Foucault’a göre Neoliberalizm’in önemli devreleri vardır. Ona göre, neoliberalizmin ilk önemli ayağı ordo-liberallerdir. Bu okulun temsilcisi Hayek’i örnek verir. Neoklasik iktisadın ikinci önemli ayağı Chicago Okulu’dur. Bu okulun temsilcisi olarak Milton Friedman verilir. Philip Mirowski ise neoliberalizmin tanımını, Mont Pelerin Topluluğu ile Chicago İktisat Okulu’nun tanımları ile birleştirir. İnsanlar, tüm bilgileri bilemeyeceği ve öğrenemeyeceği için pür rasyonel değildir der Mirowski. Bu bağlamda liberalizmin ve neoliberalizmin tanımlarının ve düşünürlerin bu tanımlara yaklaşımlarının ele alındığı politik ekonomi dersinde; Keynesyen anlayışı, kurumsal iktisat anlayışı, post keynesyen anlayış, yeni kurumsal iktisat anlayışı ve feminist iktisat anlayışları da incelenmiştir.