İçinde yaşadığımız toplumun kültürünün kıymetli bir unsuru olarak türküler, kimi zaman ozanların aşkını, sevincini, mutluluğunu kimi zaman da hüznünü, kederini ifade etmektedir. Sözlü kültürümüzün ürünü olarak türkülerden atalarımızın dünya görüşünü hakkında bilgi elde edebiliriz. Bu vesileyle atalarımızın insanlıkla paylaşmak ve nesilden nesle aktarmak istedikleri mesajların derinliğine inerek, onların tecrübelerinden hayatımızın birçok alanında faydalanabiliriz. Bizlere kılavuzluk edebilecek bu derinliğin, insanların ekonomik ilişkilerine yönelik doğrudan veya dolaylı olarak birtakım mesajlar ilettiği kanaatindeyiz. Bu doğrultuda çalışmamızda, İslami iktisat çalışmaları çerçevesinde, ozanların bu noktadaki kanaatleri irdelenecektir.
Ozanların türkülerde ağırlıkla dünya hayatının geçiciliğine vurgu yaptıkları görülmektedir. Buna karşılık ebedi mutluluğun sırrı olarak her daim ahiret hayatının bilincinde olunması gerektiği vurgulanmaktadır. Ozanların kimi zaman fani/geçici kimi zaman yalan hatta bazen zalim diye niteledikleri dünya, hayatın merkezine alındığı taktirde insanın kibirlenmesine, nefsinin kölesi olmasına aynı zamanda ahirette kendine, dünya hayatında ise çevresine karşı zalim olmasına neden olmaktadır. Buna paralel olarak ozanlar, kimi zaman nefisle mücadeleye kimi zaman nefsi köreltmeye kimi zamansa nefsi terbiye etmeye vurgu yapmaktadır. Nefsine esir olmuş kişi yerilmekte, nefsini terbiye etmiş kişi “er oğlu er” olarak övülmektedir.[1] Kısaca dünya, ahiret, nefis kavramlarının türkülerde yoğunlukla işlenmekte olduğu ve bu noktada insanın uyarılmakta olduğu söylenebilir.
Dünyada gerektir ahiret başta
Ne gezersin kardaş dağ ile taşta
Nefsin ile uğraş dur sen savaşta
Sabır külüngüynen kır bak neler var
Davut Sulari
Nefisle mücadele kapsamlı bir konu olmakla beraber, bizim konumuzla ilgili boyutunu daha çok mal sevgisi, insanların mülk edinme hırsı oluşturmaktadır. Türkülerde insana, dünya malına aldanmaması, mala güvenmemesini dolayısıyla mala güvenerek kibirlenmemesini, malı biriktirmemesi/yığmaması öğütlenmektedir.
Dünya benim deyi zapta geçirse
Karun kadar malın olsa ne fayda
Kul Himmet
Malı yığmak insana fayda vermez zira insan elbet bir gün ölecektir. Ahiretini gözetmeli, ölümü unutmamalıdır. İnsanın ahireti gözeterek yaşaması aslında hayatın merkezinde mutluluğun bulunması anlamına gelir. Ebedi mutluluğun sırrı bu yoldan geçmektedir. İnsanın dünya hayatındaki felsefesi bir tohum gibidir. Temelini sevginin oluşturduğu tüm güzellikleri barındıran bu tohum, bir yaşam felsefesi olarak benimsendiği takdirde, çevreye güzellikler saçacak ve mutluluğu temin edecektir. Aksi takdirde felsefesi dünyadan, metalardan ibaret olan insan, geçici hazlara ulaşabilecekse de mutluluğa erişemeyecektir.
Yürü bre yalan dünya
Sana konan göçer bir gün
İnsan bir ekine misal
Seni eken biçer bir gün
Karac’oğlan
Malı yığmak sermayeyi meydana getirecektir. Servetse daha geniş bir kavram olarak maddi, manevi birçok hususu kapsar. Bu sebepten ötürü, Aşık Mahzuni’nin sermayesi derdi, serveti ahıdır. Türkülerde insanın malını yığmaması, paylaşması arzulanır. İhtiyaç fazlası malın paylaşılması eşit, statüsüz bir toplumun oluşmasını destekleyecektir. Dünya nimetlerinin eşit bir şekilde paylaşıldığı, sade bir yaşamla hayatın ikame edildiği, beraberinde gösterişin ve israfın yer almadığı bir düzenin, ozanların ideal toplumunun iktisadi bir boyutunu oluşturduğu söylenebilir.
Varlık dağlarını delip geçerek
Düzde ben bir insan olmaya geldim
Nimri Dede
Ozanların gözünde insanın elinde olmayan nedenlerden ötürü oluşmuş konumu önemli değildir. Önemli olan insanın kendini nerede konumlandırdığıdır. Çeşitli nedenlerle oluşmuş konumlar, farklılıklar kınanmamalı, hor görülmemelidir.
Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben saç mıyım?
Aşık Veysel
Ozanın yüreği yoksullarla, ezilmişlerle, sömürülenlerle beraberdir. Ozanın gönlü insanın konumundan dolayı sömürülmesine razı gelmez.
Yoksulun sırtından doyan doyana
Bunu gören yürek nasıl dayana
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
Bilmem söylesem mi söylemesem mi?
Mahzuni Şerif
Ozanlara göre insanlığın özü birdir. Ozanlar toplumda her çeşit ikiliğe karşıdırlar. İnsanlar ikilikten uzak durmalıdır. Zira ikiliğin aslını kin duygusu oluşturur. İnsan bu kinden kurtulmalıdır.
İkilik kini içimden atıp
Özde ben bir insan olmaya geldim
Nimri Dede
Ozan insanın Karun olmasını istemez ama elinde olmayan nedenlerin dışında yoksul, muhtaç konumda olmasını da istemez. Dünya kadar malının olması ne kadar tehlikeliyse, insanın muhtaç konumda olması da en az o kadar tehlikelidir. İnsanın başkasının eline muhtaç olması, beraberinde kula minnet etmek gibi tehlikeleri getirebilir.
Zerrece tamahım yoktur şu dünya varına
Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem
Nesimi
İnsanlık tarihi boyunca, insanların çoğunun dünyaya, mala, mülke olan düşkünlüğü ve bu düşkünlüğün zulme dönüşmesi, haklı olarak ozanların tepkisine yol açmıştır. Bu sebepten ötürü ozanlar dünyayı zalim, geçici, yalan olarak zikretmektedir. Bu husus etki tepki gözetilerek değerlendirilmelidir. Esas itibariyle yalan dünya tabiri basit bir tamlamadan öte bir kavramsallaştırmadır. Ozanların vurguladığı husus, somut olarak dünya değil soyut olarak zihniyettir. Bu kavramsallaştırma doğru algılanmalıdır. Ozanların maksadı, insanlara dünyadan kopuk bir hayat sürdürmeyi öğütlemek değildir. Aksine ozanlar tembellik etmeyip çalışmayı, dağıtılan rızkı aramayı tavsiye etmektedir.
Tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
Kimi sırtüstü yatar, kimi boşta gezerken
Kul Ahmet erken kalkar, “haydi ya nasip” derdi
Kimseler anlamazdı “ya nasip” ne demekti?
Barış Manço
Farklı dönemlerde yaşamış olmalarına rağmen ozanların fikirlerinin bir bütünlük içerisinde olduğu görülmektedir. Ozanların ekonomik hayata dair kimi zaman doğrudan kimi zaman dolaylı olarak ele aldıkları problemlerin temelini paylaşım problemi oluşturmaktadır. Umulur ki insanlık bir gün mülkün sahibinin Allah olduğunu idrak eder ve Allah’ın insanlara karşılıksız olarak bahşettiği nimetleri, insanlar da birbirleriyle karşılıksız olarak paylaşma erdemine ulaşırlar.
Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası
Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası
Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna
Kimi tatlı peşinde kimininse tuzu yok
Barış Manço
Bu çalışmada özetle ozanlarımızın konumuzla ilgili kanaatlerini mümkün olduğunca az ve öz bir şekilde aktarmaya çalıştık. İnsanın yaşadığı coğrafyanın kültürüne, değerlerine vakıf olması önemlidir. Atalarımızın bize bıraktığı bu derin mirası, aklımız kılavuzluğunda ve mihenk taşımız Kur’an rehberliğinde hayatımıza taşımalıyız. Yukarıda özet olarak ele aldığımız hususlar özelinde ifade etmek kaydıyla, ozanlarımızın konumuza dair kanaatleri kümülatif olarak değerlendirildiğinde, Kur’an’ın ekonomik hayata dair insanda inşa etmek istediği bilinçle paralel nitelikte olduğu kanısındayız. Bununla beraber daha kapsamlı çalışmalarla daha çok kazanım elde edilebileceği fikrindeyiz. Bu noktadan hareketle yolumuza devam edeceğiz.
Halimizi hal eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekten bal eyledik
Arıya saydılar bizi
Pir Sultan
[1] Er oğlu er ifadesini Aşık Hüdai, “Gönül Çalamazsan Aşkın Sazını” adlı eserinde kullanmaktadır.
Abdullah Öztel
Maruf Vakfı Araştırmacısı