EĞİTİMİN DEĞİŞEN YÜZÜ: ONLINE EĞİTİMİN AVANTAJLARI ve DEZAVANTAJLARI

Araştırma Yazıları

Yaşadığımız çağın bilgi çağı, bilginin de en önemli gelişim enstrümanı olması eğitimin hassasiyetle uygulanmasını ve kesintisiz devam etmesini zorunlu kılar. Tüm dünyayı saran Covid-19, karşı karşıya kaldığımız bu zorlu süreçte sosyal alanı her konuda alternatif arayışlara itmiştir. Koronavirüs ile hayatımızda başlayan yeni dönemin şüphesiz en mühim konularından biri de ABD ve Avrupa’da yaygın olan online eğitimin ülkemiz gündemine girmiş olmasıdır.

Aslında uzaktan eğitimin tarihsel süreç içinde üç farklı kuşağından söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki hoca-talebe ilişkisinin mektuplar yoluyla yazılı bir şekilde sağlandığı geleneksel kuşaktır. Bunu takip eden kuşak sanayileşmiş multimedya uzaktan eğitimi olarak bilinen ses ve video yoğunluklu uzaktan eğitim sistemidir. Üçüncü kuşak ise içinde bulunduğumuz dönemde yaygın olan internet aracılığıyla yapılan uzaktan eğitimdir. İlk iki kuşak genel olarak materyallerin dağıtımı için kullanılmış olup, etkileşimin az olduğu eğitim modelidir. Özellikle geleneksel dönemin yazışma şeklinde gerçekleşen uzaktan eğitiminde, postaların kaybolması veya gecikmesi göz önünde bulundurulduğunda bu modelin ne denli aksaklıklara sebebiyet vereceği aşikâr olur. Günümüz kuşağı ise interaktif eğitim olarak da bilinen ses-video konferansların kullanıldığı, sanal sınıf ortamı ile iletişimin canlı tutulmaya çalışıldığı bir sistemdir. Koronavirüsün yaşattığı olağan üstü haller tüm dünyayı uzaktan eğitimle baş başa bırakmıştır. Tarihsel süreç içerisinde şekli değişen uzaktan eğitim, günümüzde şimdiye kadarki en parlak dönemini yaşıyor olsa da avantajları ile birlikte dezavantajlarını da bünyesinde barındırmaktadır. Bu yazıda uzaktan eğitimin avantaj ve dezavantajları analiz edilmeye çalışılacaktır.

Elbette ki uzaktan eğitimin zikre şayan ilk avantajı, sınırları aşan gücü ile eğitimin globalleşmesine ve bilginin pratik şekilde elde edilmesine sağladığı katkıdır. Zira koronavirüs sürecinde örneğine çokça rastladığımız üzere kişiler evlerinin salonundan birkaç saniye içerisinde dünyanın diğer ucunda yapılan bir seminere katılabilme, öğrenciler eğitimleri aksamaksızın okullarına devam edebilme fırsatını yakalamışlardır. Bu sayede aynı anda kalabalık gruplara hitap etme imkânı bulunmuştur. Online eğitim öğrencilerin modern dünyanın dijital ortamına entegre olmalarına ve bakış açılarını genişletmelerine yardımcı, pratik düşünmelerine destek sağlayan bir rol üstlenir. Öte yandan internetin bilgiye erişme ve paylaşma noktasında interaktif kullanımı öğrencileri, ileriki yaşlarında teknolojiyle daha barışık hale getirecektir. Ayrıca online eğitime ulaşma maliyetinin düşüklüğü ve ulaşımının rahatlığı onu yüz yüze eğitime kıyasla daha cazip bir hale getirir.

Öğrencilerin ve öğretmenin katılımıyla oluşan sanal sınıflar online eğitime sıcak bir yüz katar. Yapılan araştırmalar sanal sınıf ortamında tartışmalara katılımın daha yüksek olduğu sonucuna ulaşmıştır. Katılımcılar/öğrenciler derse katılımı, sistemin şekline göre yazışma yoluyla, sözlü-görüntülü veyahut da her iki şekilde sağlayabilmektedir. Sanal sınıflarda konuşmacıya soru, öneri ve yorumların yazılı olarak iletildiği uzaktan eğitim sistemlerinde bu yazışmalar, öğrencilerin akademik dil gelişimine de katkı sağlar.

Birçok online ders ve seminerde dersler video kaydına alınır. Daha sonra öğrencilerin bu video kayıtlarına ulaşabilir olması, dersi kaçıranlar için telafi, dinleyenler için kaçırdıkları noktaları dinleme ve tekrar etme imkânı sunar. Kısacası zaman ve mekân kısıtlarının bu sayede minimize edildiği söylenebilir. Üstelik bu kayıtlardan düzenli arşivler oluşturulmasıyla, yapılan konferanslar araştırmacılar için ekstra kaynak olanağına dönüşecektir. Bununla birlikte derslerin hoca kontrolünden görece uzak olması öğrenciler üzerinde öz denetimi arttırır ve sorumluluk bilincini ön plana çıkarır. Öte yandan online sistemde sınav yapmaya elverişli olmayan dersler için sınava muadil hazırlanan ödevler, öğrencilerin ezberci yaklaşımdan uzaklaşmasına yardımcı olup, öğrencilerin bilgiyi işlemesine ve analiz etmesine katkı sağlamaktadır.

Online eğitim tüm bu avantajlarıyla birlikte şüphesiz birçok dezavantajı da beraberinde getirir. Bunlardan belki de en temeli alt yapı problemidir. Özellikle ülkemiz şartlarında internetin her yerde kusursuz erişimine imkân olmaması özellikle kırsal kesimde ikamet eden öğrenciler için büyük bir problem teşkil eder. Öte yandan sınıf ortamı sıcaklığının online eğitimin iki boyutlu yapısında sağlanması bilhassa ortaokul ve ilkokul seviyesindeki öğrenciler için güçtür. Yine aynı grup öğrenciler için söylemek gerekirse sınıf hakimiyetini sağlamak, dersten kopan öğrenciyi derse bağlamak sanal ortamda öğretmen için büyük bir zorluk teşkil eder. Zira sınıf ortamında desten kopan, uyarılmak istenen öğrenciye sözlü müdahaleden evvel öğretmen göz kontağı kurmak, öğrenciye yaklaşmak, masasına dokunmak suretiyle öğrencinin dikkatini derse toplayabilir. Öte yandan göz göze iletişim kurmanın bilgi aktarımındaki olumlu etkisi de inkâr edilemez bir gerçektir. Fakat bu kontak online eğitim için söz konusu değildir. Tüm bunlarla bağlantılı olarak uzaktan eğitimde öğrenci derse adapte olmada sınıf ortamına göre daha fazla güçlük çeker.

Eğitim-öğretim sosyal bir mekanizmanın içerisinde sağlıklı ilerler. Zira öğrenmenin en temel bileşeni yaparak-yaşayarak öğrenmedir. Okul ortamı öğrencinin sosyalleşmesine katkı sağlarken, uzaktan eğitim bilhassa ilkokul çağındaki çocukların değerler eğitimi gibi sosyalleşmeyi zorunlu kılan eğitimlerini kısırlaştırmakta, öğrencinin sosyal gelişimlerine ket vurmaktadır.

Zikredilenler ışığında uzaktan eğitimin mutlak anlamda avantajlı veya dezavantajlı bir sistem olduğunu söylemek mümkün değildir. Bununla beraber online eğitimin geleceği hakkında kesin yargılara varmak da güçtür. Kısa vadede faydaları görülse de örgün eğitime muadil sayılamayacağı ancak içinde bulunulan durumun gerektirdiği ölçüde bir alternatif olabileceği yaklaşımı yerinde görülmektedir. Bilhassa olağan üstü hallerde eğitim sürecinin devamı için uzaktan eğitimin büyük fırsat olduğu söylenebilir.

Rümeysa Demirkol

Maruf Vakfı Araştırmacısı